
Dün bahsettiğim fotoğraflar... Tıklarsanız büyük halleri açılır. 








4 Aralık 2010
28 Haziran 2008

Şu HDR (High Dynamic Range) tekniğini sevdim. Üç değişik pozlama değerinde (karanlık, orta, aydınlık) üç fotoğraf çekip Photoshop'ta birleştiriyorsun. Işık patlamaları olmadan gerçekçi görüntüler elde ediyorsun.
Anlatan:
Barış
Saat:
18:34:00
4
yorum var
Etiketler: fotoğraf
19 Nisan 2008
26 Şubat 2008
26 Şubat Babadağ Gezisi
Erkenden uyandık, Devrim'in dükkanının önünde toplandık. Alper, Ahmet, Gökhan, Devrim, İbrahim ve ben. İsmail ve Ali bize yolda katıldı. Babadağ ilçe merkezine kadar gittik. İniş-çıkış dizileri... Pidecide karnımızı doyurduk. Dönüşte İbo'nun lastiği patladı. Gidişte zevkli bir inişe sahne olan rampa, dönüşte hurmalar ve tırmalar uyağına zemin hazırlayan dahiyane atasözümüzü hatırlattı. Dizlerimiz bayram etti yani. Saat 15-16 gibi eve vardık sanırım. Sayaçta 74 km gösteriyordu. Birkaç foto... Yeni pedaldaşımız Ahmet makinayı yanlış ayarda unuttuğu için biraz ışık patlaması var ama en azından fikir veriyor.






26 Şubat Babadağ Gezisi
Anlatan:
Barış
Saat:
15:17:00
3
yorum var
17 Şubat 2008
Evet, buraya da yağdı

"Tüm yurtta kar yağışı bekleniyor" demişlerdi. Pek inanasım gelmemişti. Çünkü geçen hafta 4 gün üst üste yağmurlu dediler de, bisiklet gezisine çıkamadık. Ama birkaç saat yağdı, o kadar. Bu kez tuttu. Muhtemelen tahmin ötesi bir kesinlikle geldi Ukrayna'dan kar yağdırıcı hava.
Çıktım, bir iki kare fotoğraf çektim. Tepesindeki kar yüzünden sarkan palmiye dallarına dikkat. Kar ve palmiye birlikte... Olacak iş değil. Aynen kutup ayısı ve penguen gibi...
Evet, buraya da yağdı
Anlatan:
Barış
Saat:
13:33:00
1 yorum var
Etiketler: fotoğraf, içimi dökerken
22 Ocak 2008
2 Ocak 2008
Devam...

Blogu okuyan kaldı mı, bilmiyorum. Muhteşem olmayan bir dönüşün ilk yazısı, hadi bakalım...
Devrim üst katımdan hicret edeli beri ağ bağlantım yoktu. (neden "ağ bağlantım" diyorum, tam bilmiyorum. "Internet" diyesim yok sanırım) Kablonun ucu onun telefon hattına bağlıydı ve...
Neler mi oldu o birkaç aylık arada? Oldu bir şeyler işte... Buna ek olarak günlerin düşündüğümden daha uzun olduğunu, daha çok şey yapılabildiğini, gözlerimin altının gerçekte mora çalan bir renkte olmadığını, dünyanın gidişatının o kadar da kaotik olmadığını ve şimdi hatırlayamadığım bir yığın şeyi farkettim.
Hep aynı şey. Gerçek ihtiyaçların arasına marjinal ihtiyaçlar kakalıyorlar ve ona bağımlı olmamızı ağzımızdan girip burnumuzdan çıkarak başarıyorlar. Sonra hiç yoktan yoksunluklar yaşatıyor, krizlere sokuyorlar bizi. Bu döngüye de fırıldak gibi dönen para turnikeleri yerleştiriyorlar. Yeni masraf kalemleri biribirini kovalıyor. Sevgili okur, yine analitik ukalalıktan alamadım kendimi, kusura bakma. Ahkam kesmeyeli aylar olmuştu, çok görme.
Bu sefil fotoğrafı geçenlerde çektim. Bir sıcak içtenliği var sanki.
Devam...
Anlatan:
Barış
Saat:
21:30:00
7
yorum var
Etiketler: fotoğraf, içimi dökerken
25 Eylül 2007
Harika Külüstürler
Benim Harika külüstürler nihayet geldi. Siyah olan meşhur 1925 model Ford T, diğeri 1931 model Ford A, çekici kamyon. Çekicinin eskitilmiş görüntüsüne dikkat.
Büyük halleri için resimlere tıklayınız.

Harika Külüstürler
Anlatan:
Barış
Saat:
21:28:00
3
yorum var
Etiketler: fotoğraf, şundan bundan
17 Eylül 2007
Ziyaretçi

Bu arkadaş eve girmiş. Yakaladım ve epey samimi olduk. Bahçeye bırakmadan önce profilden poz verdi, çektim. 
Heykelim de bitti. Sonrakinde vücuda duruş ve hareket vermeli.
Ziyaretçi
Anlatan:
Barış
Saat:
18:22:00
2
yorum var
Etiketler: fotoğraf, heykel, şundan bundan
12 Nisan 2007
Yeni Fotoğraflar







Bu defaki fotoğraflar siyah-beyaz. Temel ayarları öğrenmeye çalıştığımda
çektiklerim.
Yeni Fotoğraflar
Anlatan:
Barış
Saat:
13:07:00
1 yorum var
Etiketler: fotoğraf
11 Nisan 2007
28 Mart 2007
26 Şubat 2007
Geçenlerde Çektirmiştik

Ben, Başak ve Reyhan Teyzem... Geçenlerde çektirmiştik. Renksiz çıkmış, renklendirdim. Umarım renkleri doğru hatırlamışımdır.
Geçenlerde Çektirmiştik
Anlatan:
Barış
Saat:
19:08:00
0
yorum var
Etiketler: fotoğraf
24 Şubat 2007
Fotoğraf Makinası
İki kez denemiştim, olmamıştı. Gümrük ve posta masrafları belimi bükmesin diye, Soner'in İngiltere'deki tanıdıklarının tatilde getirmeleri üzre makina siparişi vermiştim. Güya adamlar itiraz edemesinler diye, farklı ada gönderip gönderemeyeceklerini sormadan parayı hesaplarına aktarıp "oldubitti" yaratmış, "mecburen" göndermelerini beyhude beklemiştim. Elin gâvuru yer mi? Her seferinde imkânsızlıkları kibarca bildirip parayı geri göndermek için gereken sürenin sonunu beklemişlerdi. Bu sayede her seferinde bir ay bekleyerek cezamı en ağır şekilde çekmiştim. Ama akıllanmış olmalıyım ki, bu kez titiz araştırmalarım sonucu belirlediğim birkaç satıcıya durumu tüm ayrıntılarıyla aktardım. İkisi hâriç hepsi olumsuz yanıt verdiler. İşte o ikisinden birini de "oo piti piti, karamela sepeti" metoduyla eledikten sonra kalan şanslı satıcıya (bu şans satış yapmayı başarmasından mı, yoksa benim gibi bir kerize denk gelmesinden mi kaynaklı, zaman gösterecek) bir etek parayı gönderdim. O da bugün makinayı postaladığını bildirdi. Endişeli bekleyiş başladı.
Kendi kendimi eğitmek üzere hayaller kurmaya ve National Geographics'in verdiği eğitim CD'lerini hatmetmeye kendimi o kadar kaptırmışım ki, "yahu kardeşim, ya makina gelmezse?" diye içimde bas bas bağıran bir ses beni zar zor frenlemeye başladı.
Fotoğraf Makinası
Anlatan:
Barış
Saat:
01:56:00
4
yorum var
Etiketler: fotoğraf









