28 Aralık 2006

gövde başlangıcı



Share/Bookmark

26 Aralık 2006

Ayrıntı

Büyük hâli için resme tıklayınız.


Share/Bookmark

23 Aralık 2006

...


Share/Bookmark

22 Aralık 2006

Ağız...



Share/Bookmark

20 Aralık 2006

Yelken Kulak


Yelkenleri de ekledik.


Share/Bookmark

Fildişi


Accık daha ilerlettim.


Share/Bookmark

18 Aralık 2006

Fil


Yeni bir modelleme projesi: fil. Referans resimler bulmaya çalıştım. Pek istediğim gibi açılar bulamadım. Resimleri iyice inceleyip anatomiyi kafama kazımaktan başka yol yok.


Share/Bookmark

14 Aralık 2006

TIME neler diyor?


Amerikan Time Dergisi, 2006 için "Yılın Adamı" anketi düzenlemiş. Birinci Chavez, ikinci Ahmedinecad. Artık rüzgârın yönü iyiden iyiye belli olmuş görünüyor.


Share/Bookmark

9 Kasım 2006

Bekleme

Yeni bilgisayar aldım, en iyisinden olsun, ondan da koy, bundan da ekle dedim, özendim. Alır almaz ekran kartı bozuldu. Gönderdim geri. Yirmi gün oldu, hâlâ gelecek. Çalışmalarıma devam edememek boşlukta gibi hissettiriyor kendimi. Bu arada bilgisayar bağımlılığı mevzusunda hangi noktaya geldiğimi de açıklıkla farkediyorum.Gün periyodu çok kötü kaydı. Düzeltmek gerekiyor. Böyleyken böyle.


Share/Bookmark

5 Ekim 2006

Kim Karar Veriyor


Zavallı dinozorlardık. Paylaşım diyorduk, fırsat eşitliği diyorduk. Zamanın çoook gerisinde kalmış "iyi niyetli" ütopyaları seslendiriyorduk.
Paylaşım rekabeti yok ederdi. O yüzden gelişmenin önünde engeldi. Emek vererek elde ettiğin bir şeyi neden başkasıyla paylaşacaktın ki. Her şeyin merkezinde birey vardı. Bireyin ilerlemesi ve diğer bireylerin önüne (her nasıl olursa olsun) geçmesi toplumsal ilerlemenin de kaynağıydı. Hem zaten reel sosyalizmin çözülüşü paylaşımın ve fırsat eşitliğinin insan doğasına aykırı olduğunu kanıtlamamış mıydı?
Uzatmaya hacet yok.
Zamanın gerisinde kalmayan "çağdaş" dostlarımız hep bunları söyledi yıllarca; dost acı söyler misali. Neredeyse inanacaktık.

Şimdilerde moda bir akım var. Bu akıma bir isim takmışlardır ama, henüz öğrenemedim. Bir kitap alıyorsun, okuyorsun. Dışarıda bir yerde, bitirdiğin mekânda bırakıp gidiyorsun, bir yerine not ve tarih düşerek. Kitabı bulan da okuyup aynı şeyi tekrarlıyor. Böyle böyle onlarca kişi tarafından okunup dünyayı dolaşan kitaplar varmış. Ne güzel, değil mi?

Bu akımda garip bir yan yok. Gariplik başka yerde. Geçmişte paylaşımın ve fırsat eşitliğinin olanaksızlığı üzerine bilge söylevler veren kişiler ya da kesimler şu an bu moda akımın uygulayıcısı ve propagandacısı konumunda.

Ne değişti de paylaşmaya karar verdiler? Ne değişti de, birilerinin para ödemek zorunda olmadan kitap okuyabilmesini savunur hale geldiler? Ne değişti de, rekabetçi insan doğasına aykırı bir yaşam tarzının unsurlarını kendi yaşamlarına soktular?

Kendi çıkarlarını her şeyin üstünde tutan bireylerden oluşan toplumun çıkarlarının da otomatik olarak yükseleceği düşüncesinin akıl dışı olduğunu fark mı ettiler? Fırsat eşitliği olmadan yaratılan rekabetinvahşi bir boğazlaşmaya dönüşeceği gerçeğine mi erdiler? Paylaşımın insan doğasının gerçeği olduğunu mu keşfettiler?

Evet demek isterdim. Ama ne yazık ki durumun açıklaması çok net ve kısa: Dün o modaydı, bugün de bu moda... Paylaşımı ve eşitliği taktıkları yok.
Bugün sıradışı bir trend olarak canla başla yaşama geçirmeye çalıştıkları şeyi biz yıllardır yapıyoruz. Kitaplarımız tekil anlamda bize ait değil. Birimiz bitirir, bir diğerimiz başlar. Alan kişilerin düştüğü notlar ve tarihler ilginç bir kronoloji oluşturur. Çoğu zaman "kaybolur". Başka bir yerde yaşamına devam eder. Kitap alamayacak durumda olduğu için okuyamayan arkadaşlarımız yoktur bizim.

"Amerika'yı yeniden keşfetmek" deyimini kullanacağım ama, ortada bir keşif de yok. İrade dışı bir taklidin ötesinden söz etmek çok güç. Umutlanmak istiyorum ama, yarınki trendin ne olacağını, taklitlerin nereye yöneleceğini kim bilebilir?

(Yukarıdaki penguen Devrim'in kitap ayıraçlarında olacak. Dün çizdim. Linux'un pengueninin kardeşidir. Ne de olsa özgür. Benzemesinde etik sorun yok.)


Share/Bookmark

21 Eylül 2006

Satılık İnek







Nihayet ineğimiz sarıkız Turbosquid'de. Dokulandırma süreci, ZBrush'ın ikide bir çökmesi ve makinanın "artık kaldıramıyorum" çığlıkları altında ertelemeyle sonuçlandı. Bu yüzden modeli kaplamasız olarak satışa sundum.
Modeli modifiye ederek ailenin diğer bireylerini de yapacağım. Muhtemelen hepsini bir paket haline getirip ayrıca satışa sunarım.
Önümüzdeki günlerde deve, geyik, zürafa, fil seçeneklerinden bazılarına başlayacağım. Turbosquid'deki en geniş hayvanat bahçesini yapmaya çalışıyorum. Yeni makinayla birlikte modelleme süreci hızlanacak ve kaplama konusunda bir atılım olacak. (umarım)


Share/Bookmark

9 Eylül 2006

UV Kontrol

Daha önce yaptığım modellerde UV haritası çıkardıktan sonra hiç UV kontrol kaplaması kullanmamıştım. Bundan dolayı yüzeyin değişik yerlerindeki piksel yoğunlukları hatalara neden olabilecek kadar farklı olabiliyordu. İlk defa kullanmaya karar verdim ve sonra ne kadar doğru bir karar verdiğimi anladım. Burun kısmındaki piksel yoğunluğu o kadar düşük ki, ayrıntının yüksek olduğu bu bölge üzerinde ne kadar boyama yaparsam yapayım istediğim sonucu alamayacaktım. Şimdi hemen UV haritasında burun kısmını kafadan ayırıp orantılı açılmasını sağlayacağım.


Share/Bookmark

Son Rötuşlar




Kalan birkaç ayrıntıyı da yaptım. Şimdi sıra, Mudbox ile ince ayrıntıları yapmaya geldi. Oluşturacağım "displacement map" tabir edilen gerçek kabartma haritası ile Modo'da birkaç render alıp buraya koyarım. Sonra da sıra boyamada.


Share/Bookmark

8 Eylül 2006

Gövde bitti sayılır

Arka ayakları yapmak tahmin ettiğim kadar zor olmadı. Birkaç ayrıntı dışında bitti sayılır. Kafanın gövdeye oranı ve bazı ayrıntılarıyla biraz daha uğraşmam gerekiyor.


Share/Bookmark

31 Ağustos 2006

Gövdeye Başladım

İneğimizin gövdesine başladım. Önce yine kutudan başlayarak ilerlettiğim gövde, topoloji olarak hoşuma gitmedi ve bu durumlar için sıkça kullandığım yöntemi denedim: strateji değişikliği. Kas yapısını bolca şevleme (bevel) ile oluşturmak yerine, düzgün çokgen akışını, ek döngüler oluşturarak ayrıntılandırmaya çalışmak daha iyi sonuç verdi. Uzun zamandır modelleme yapmadığım için çok hızlı gidemiyorum. Arka ayaklara yarın başlayacağım galiba.


Share/Bookmark

27 Ağustos 2006




Açıkçası, boynuzlar eklenene kadar pek ineğe benzemiyordu :)


Share/Bookmark

26 Ağustos 2006

Devam...

Kübün ineğe evrimi devam ediyor. Aşamalar yandaki gibi...


Share/Bookmark

Yeni Model


Yeni Modelim bir inek. Genel hatlarıyla modelleyip bir dana ve bir boğa varyantı eklemeyi de düşünüyorum. Luxology Modo 202 'de başladım. ZBrush ya da Mudbox 'ta displacement haritası hazırlamayı ve Zbrush'ta boyamayı düşünüyorum. Daha sonra Maya ve 3DS Max formatlarına da çevireceğim. Modellemenin ilk aşamasını görüyorsunuz. Kafayı modellemeye küpten başladım.


Share/Bookmark

16 Ağustos 2006

Mudbox

Mudbox diye bir program çıkmış. Sağolsun Sinefx, haberdar etti. Bir program çıkacak, ZBrush gibi dijital yontu programı olacak ve ben denemeyeceğim, mümkün mü? Sabrımın sınırlarını zorlayan bir arama sürecinden sonra nihayet buldum ve indirdim. Boyama yok, Zbrush'daki onlarca özellik de yok ama, organik modelleme konusunda oldukça başarılı ve sade bir program. Bir iki saatte çoğu özelliğini kavradım. Daha önce Modo'da yaptığım model üzerinde denemeler yaptım. Sonuç ümit verici.


Share/Bookmark

7 Ağustos 2006

Büyük Yürüyüş


Milyonlarca adım... Memlekette gidilmedik yer bırakmamacasına.


Share/Bookmark