25 Temmuz 2008

Özgürlük

19. yüzyıl yazarı raconuyla yazayım biraz.
Ey okuyucu, sence özgürlük nedir? İşin kolayına kaçma, aklına ilk gelivereni söyleme. Düşün biraz. Sözcüklerin kendilerini aşan büyüsüne kapılma. Ayaklarını yere bas ve söyle; nedir özgürlük?
Aklına eseni yaparken herhangi bir engelle karşılaşmamak mı?
Zevk alınan şeyleri yapmak mı?
Birilerinin "doğru" diye tanımladığını her ne yöntemle olursa olsun yaşama geçirmek mi?
Nedir şu özgürlük?
Aklına eseni yapmak mı diyorsun? Aklının her rüzgârın çekinmeden esebileceği, koşullanmalardan uzaklaşmış bir halde olduğundan emin misin? Aklına esenlerin aklına estirilmediğinden emin misin?
Ey okuyucu, büyük çoğunluğunuz özgürlüğü zevk veren şeye ulaşma serbestliği olarak görür ve kendini mahveder. Zevklerin insanı güden bir çoban sopası haline geldiğini bilmiyor musun? Seni zevklerinle sürüklüyorlar trajik felaketlere. Ve sen o gidişatta tereddüt etmeyişine özgürlük yaftası asarak kendine ve senden sonra gelip de o sözcüğü kullanacak olanlara en büyük kötülüğü yapıyorsun.
Özgürlük insanın ve insanlığın kendini gerçekleştirme eğiliminin sınırlarını yıkma eylemi değil midir? Söyle ey okuyucu, değil midir?


Share/Bookmark

1 yorum var:

Ebru dedi ki...

Geçen gün bunu tartıştık uzunuza ama farklı bir konudan geldik özgürlüğe...Vardığımız nokta başlangıç yerinden de kaynaklı tabii:Kendini tanıyamayan insanların (ve dolayısıyla çevresini,toplumu da tanıyamayacağı gerçeği su götürmez) yaşamdan zevk alamazken bazı şeyleden ibaret görürken kimi zaman meslekleriyle edindikleri statüye bazen de kazançlarıyla kendilerini saydırmaya çalıştıkları yaşamlarında nefesleri daraldıklarındaki kaçış kelimelesi Özgürlük...Ben kendi tanımımı yapmak için biraz düşünmeliyim,düzgün cümleleri kurmak adına.

Bu toplumda din,özgürlük,eğitim hangisi gerçek kavramıyla yerini buluyor,yaşanılıyor ki???